Giriş yap

Şifremi unuttum

En son konular
» Laptop bu hale getirdi!
Çarş. Ekim 20, 2010 10:05 pm tarafından AMEDEUS

» .........
Perş. Ekim 14, 2010 3:56 pm tarafından AMEDEUS

» manzara
Çarş. Ekim 13, 2010 9:26 pm tarafından Deniz

» manzara fotoğrafları
Çarş. Ekim 13, 2010 9:18 pm tarafından Deniz

» Paydos/ C.Sıtkı Tarancı
Salı Ekim 05, 2010 2:49 pm tarafından AMEDEUS

» logo..........
C.tesi Ekim 02, 2010 11:45 pm tarafından ezgi

» ..................
C.tesi Ekim 02, 2010 2:09 pm tarafından DicLe

» Çile
Salı Eyl. 21, 2010 2:01 pm tarafından AMEDEUS

» Görmemişin bebeği olmuş...
Salı Eyl. 21, 2010 12:27 pm tarafından DicLe

» facebooktan video indirme
Salı Eyl. 21, 2010 10:08 am tarafından ezgi

» Taş atan çocuk
Ptsi Eyl. 20, 2010 5:00 pm tarafından DicLe

» BARIŞ
Ptsi Eyl. 20, 2010 4:27 pm tarafından DicLe

» BEKLENTİSİZ....
Ptsi Eyl. 20, 2010 4:24 pm tarafından DicLe

» UZAKTAN ...
Ptsi Eyl. 20, 2010 4:22 pm tarafından DicLe

» CAN YÜCEL'DEN MAL BEYANI
Perş. Eyl. 16, 2010 1:36 pm tarafından yoll

» ARKADAŞLIK
Ptsi Eyl. 13, 2010 11:20 am tarafından ezgi

» ARKADAŞLIK
Ptsi Eyl. 13, 2010 11:15 am tarafından ezgi

» ŞİİR
Ptsi Eyl. 13, 2010 11:08 am tarafından ezgi

» Kamuflaj
C.tesi Eyl. 11, 2010 5:32 pm tarafından AMEDEUS

» UZAK
Çarş. Eyl. 08, 2010 5:05 pm tarafından ezgi

» Yeşillik
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:59 pm tarafından ezgi

» Salam Gibi
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:57 pm tarafından ezgi

» Benlik_Oruç Aruoba
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:56 pm tarafından ezgi

» BİR AYRILIŞ HİKAYESİ
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:54 pm tarafından ezgi

» Pembe Deniz
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:51 pm tarafından ezgi

» HAYAT
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:48 pm tarafından ezgi

» Benim Yazdığım Sen
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:47 pm tarafından ezgi

» Seviyorum Seni
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:46 pm tarafından ezgi

» BERFİN
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:44 pm tarafından ezgi

» Bahar Gelmiş
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:43 pm tarafından ezgi

Anket
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En iyi yollayıcılar
DicLe
 
AMEDEUS
 
yoll
 
Deniz
 
yelken
 
ezgi
 
NezBe
 
Devrim
 
mad men
 
Surgun
 

Kimler hatta?
Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 111 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 7:00 am tarihinde online oldu.

Viladimir İliç Lenin Devlet ve Devrim

Aşağa gitmek

Viladimir İliç Lenin Devlet ve Devrim

Mesaj  Misafir Bir Perş. Şub. 18, 2010 5:04 pm

Devlet sorunu, günümüzde, teorik bakimdan olsun, siyasal ve pratik bakimdan olsun, özel bir önem kazaniyor. Emperyalist savas, tekelci kapitalizmin tekelci devlet kapitalizmi durumuna dönüsme sürecini büyük ölçüde hizlandirip yogunlastirdi. Güçlü kapitalist topluluklarla durmadan daha siki bir biçimde kaynasan devletin çalisan yiginlar üzerindeki korkunç baskisi, kendini gitgide daha çok gösteriyor. Gelismis ülkeler -"cephe gerileri"nden sözediyoruz bu ülkelerin-, isçiler için askeri angarya kamplari haline geliyortar.
Uzayan savasin sayisiz korkunçluk ve yikimlari yiginlarin durumunu dayanilmaz bir hale getiriyor, öfkelerini artiriyor. Uluslararasi proleter devrim açikça olgunlasiyor. Bu devrimin devlet karsisindaki tutumu, pratik bir önem kazaniyor.
Onlarca yillik görece barisçi bir evrim boyunca birikmis bulunan oportünizm ögeleri tüm dünyanin resmi sosyalist partileri içinde egemen durumda olan bir sosyal-sovenizm akimi yaratmistir. Bu akim (Rusya'da Plekhanov, Potressov, Breskovskaya, Rubanoviç, sonra az-buçuk örtülü bir biçimde Çereteli, Çernov ve hempalari; Almanya'da Scheideman, Legien, David ve baskalari; Fransa ve Belçika'da Renandel, Guesde, Vandervelde; Ingiltere'de Hyndman ve Fabianlar vb. vb.) sözde sosyalist, pratikte soven olan bu akim, "sosyalizm önderleri"nin yalnizca "kendi" ulusal burjuvazilerinin degil, ayrica "kendi" devletlerinin de çikarlarina alçakça ayak uydurmalariyla belirlenir, çünkü büyük, devletler denilen devletlerin çogu, uzun zamandir, birçok küçük ve güçsüz halklari sömürüp kölelestiriyorlar. Emperyalist savas, aslinda bu türden bir yagmanin sürdürülmesi ve paylasilmasi için yapilan bir bogusmadir. Çalisan yiginlari, genel olarak burjuvazinin, özel olarak emperyalist burjuvazinin baskisindan kurtarma savasimi, "devlet" üzerindeki oportünist önyargilara karsi bir savasim olmaksizin, olanaksizdir.
Her seyden önce Marx ve Engels'in devlet üzerindeki ögretilerini inceleyecek ve özellikle bu ögretinin unutulmus ya da oportünistlerce çarpitilmis yönleri üzerinde duracagiz. Sonra, özel olarak, bu çarpitmalarin basta gelen, körükleyicisi, bugünkü savas sirasinda utanç verici bir siyasal batkiya ugrayan II. Enternasyonalin (1889-1914) en ünlü önderi Karl Kautsky'yi inceleyecegiz. Son olarak, 1905 ve özellikle 1917 Rus devrimleri deneyinden çikartilmasi gereken en önemli sonuçlari ortaya koyacagiz. Su anda (1917 Agustosunun basi), 1917 devriminin [Subat Devrimi -ç.] gelismesinin birinci evresini tamamladigini görüyoruz; ama genel olarak, bu devrimin tümü, ancak ve ancak, emperyalist savasin doguracagi proleter sosyalist devrimler zincirinin bir halkasi olarak kavranabilir. Öyleyse, proleter sosyalist devrimin devlet karsisindaki tutumu yalnizca pratik siyasal bir önem kazanmakla kalmaz, ayrica ivedi bir güncellik niteligine de bürünür; çünkü aslinda sözkonusu olan, yiginlari, çok yakin bir gelecekte sermaye boyundurugundan kurtulmak için yapmalari gereken sey üzerinde aydinlatmaktir.
Yazar
Agustos 1917

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

SINIFLI TOPLUM VE DEVLET

Mesaj  Misafir Bir Perş. Şub. 18, 2010 5:05 pm

1. UZLASMAZ SINIF ÇELISKILERININ ÜRÜNÜ OLARAK DEVLET


Tarihte devrimci düsünürlerin ögretileri ile, kurtuluslari için savasim veren ezilen siniflar önderlerinin ögretileri basina birçok kez gelen sey bugün de Marx ögretisinin basina geliyor. Egemen siniflar, sagliklarinda büyük devrimcileri ardi arkasi gelmez kiyiciliklarla ödüllendirirler; ögretilerini, en vahsi düsmanlik, en koyu kin, en taskin yalan ve karaçalma kampanyalariyla karsilarlar. Ölümlerinden sonra, büyük devrimcileri zararsiz ikonlar durumuna getirmeye, söz uygun düserse, azizlestirmeye, ezilen siniflari "teselli etmek" ve onlari aldatmak için adlarini bir ayla (hâle) ile süslemeye çalisirlar. Böylelikle, devrimci ögretileri içeriginden yoksunlastirilir, degerden düsürülür ve devrimci keskinligi giderilir. Burjuvazi ve isçi hareketi oportünistleri, bugün iste marksizmi "evcillestirme" biçimi üzerinde birlesiyorlar. Ögretinin devrimci yani ve devrimci ruhu unutuluyor, siliniyor ve degistiriliyor. Burjuvazi için kabul edilebilir ya da öyle görünen seyler, ön plana çikariliyor ve övülüyor. Bugün bütün sosyal-sovenler, -gülmeyin!- "marksist"tirler. Ve daha düne dek marksizmin kökünü kazima isinde uzmanlasmis burjuva Alman bilginleri, simdi bir soygun savasinin yürütülmesi için son derece iyi örgütlenmis o isçi sendikalarini egitecek bir "ulusal-Alman" Marx'tan gitgide daha sik sözediyorlar!
Bu durum karsisinda, marksizmin çarpitilmalarinin bu görülmemis yayilisi karsisinda, görevimiz, her seyden önce, Marx'in devlet üzerindeki ögretisini yeniden kurmaktir. Bunun için, Marx ve Engels'in kendi yapitlarindan birdizi uzun alinti, zorunlu. Bu uzun alintilarin açiklamayi agirlastiracaklari ve onu daha popüler duruma getirmeye hiç de yardimci olmayacaklari kuskusuz. Ama bunu yapmamak da kesinlikle olanaksiz. Okuyucunun, bilimsel sosyalizmin kurucularinin bütün görüslerini ve bu görüslerin gelismesini anlayabilmesi için, ve bu görüslerin bugün egemen bulunan "kautskizm" tarafindan nasil çarpitildiklarinin belgelere dayanarak gösterilmesi ve ortaya konmasi için de, Marx ve Engels'in devlet konusundaki yapitlarinin bütün parçalari ya da hiç degilse bütün canalici parçalari, olabildigince eksiksiz bir biçimde aktarilmalidir.
Friedrich Engels'in altinci bir baskisi 1894'te Stuttgart'da yayinlanmis bulunan ve en yaygin yapiti olan Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni'nden baslayalim. Aktarmalari Almanca asillarina göre çevirmemiz gerekecek; çünkü Rusça çeviriler, çok sayida olmalarina karsin, ya eksik ya da çok kusurludurlar.
Engels, tarihsel çözünilemesinden sonuçlar çikartirken söyle der:

"Devlet topluma disardan dayatilmis bir erklik degildir. Hegel'in ileri sürdügü gibi, 'ahlâk düsününün gerçekligi', 'aklin imgesi ve gerçekligi' de degildir. Devlet, daha çok, toplumun, gelismesinin belirli bir asamasindaki bir ürünüdür; bu toplumun, önlemekte yetersiz oldugu uzlasmaz karsitliklar biçiminde bölündügünden, kendikendisiyle çözülmez bir çeliski içine girdiginin itirafidir. Ama, karsitliklarin, yani karsit ekonomik çikarlara sahip siniflarin, kendilerini ve toplumu, kisir bir savasim içinde eritip bitirmemeleri için, görünüste toplumun üstünde yer alan çatismayi hafifletmesi, "düzen" sinirlari içinde tutmasi gereken bir erklik gereksinimi kendini kabul ettirir; iste toplumdan dogan, ama onun üstünde yer alan ve ona gitgide yabancilasan bu erklik, devlettir" (6. Almanca baski, s. 177-178)

Burada, marksizmin, devletin tarihsel rolü ve anlami üzerindeki temel düsünü tüm açikligiyla dile getirilmis bulunuyor. Devlet, sinif çeliskilerinin uzlasmaz olmalari olgusunun ürünü ve belirtisidir. Nerede siniflar arasindaki çelismelerin uzlasmasi nesnel olarak olanakli degilse, orada devlet ortaya çikar. Ve tersine; devletin varligi da, sinif çeliskilerinin uzlasmaz olduklarini tanitlar.
Marksizmin, iki ana çizgi izleyen çarpitilmasi iste bu özsel ve temel nokta üzerinde baslar.
Bir yanda, karsiçikilmasi olanaksiz tarihsel olgularin baskisi altinda, nerede sinif çeliskileri ve sinif savasimlari varsa, ancak orada devletin varoldugunu kabul etmek zorunda kalan burjuva ve özellikle küçük-burjuva ideologlar, devlet'i siniflarin bir uzlasma organi olarak ortaya çikartacak biçimde, Marx'i "tashih" ederler. Marx'a göre, eger siniflararasi uzlasma olanakli olsaydi devlet ne ortaya çikabilir, ne de ayakta kalabilirdi. Bol bol Marx'tan sözeden hamkafa profesörler ve gazete yazarlarina göre, devletin rolü, siniflari uzlastirmaktir. Marx'a göre, devlet, bir sinif egemenligi organi, bir sinifin bir baska sinif üzerindeki baski organidir; siniflar arasindaki çatismayi hafifleterek, bu baskiyi yasallastirip pekistiren bir "düzen"in kurulmasidir.
Küçük-burjuva siyasetçilerin kanisina göre, düzen, siniflarin uzlasmasidir, yoksa bir sinifin bir baska sinif tarafindan ezilmesi degil; çatismayi hafifletmek demek, uzlastirmak demektir, yoksa baskicilari devirmek için savasim veren ezilen siniflarin elinden bazi savas araç ve yöntemlerini çekip almak degil.
Böylece, 1917 devriminde [Subat Devrimi -ç.], devletin anlami ve rolü sorunu, pratik bakimdan ivedi bir eylem sorunu, üstelik bir yigin eylemi sorunu olarak tüm genisligiyle ortaya çiktigi zaman, Devrimci-Sosyalistler ile Menseviklerin hepsi, hemen ve gözlerini kirpmadan, siniflarin devlet tarafindan "uzlastirilmasi" küçük-burjuva teorisine dörtelle sarildilar. Bu iki partideki siyaset adamlarinin sayisiz karar ve makalelerinin hepsi, bu küçük-burjuva ve hamkafa "uzlasma" teorisinin etkisini tasir. Devletin, kendi karsitiyla (kendisine karsit olan sinifla) uzlasmasi olanaksiz belirli bir sinifin egemenlik organi olmasi, küçük-burjuva demokrasisinin hiçbir zaman anlayamadigi bir seydir. Bizim Devrimci-Sosyalistlerimizle Menseviklerimizin devlet karsisinda takindiklari tutum, onlarin hiç de sosyalist degil (bunu biz Bolsevikler, hep tanitladik), sözde-sosyalist laf ebeligi meraklisi küçük-burjuva demokratlari olduklarini gösteren en açik kanitlardan biridir.
Öte yanda, marksizmin çok daha ince olan "kautskist" çarpitilmasi var. Burada "teorik olarak", ne devletin bir sinif egemenligi organi olduguna karsi çikilir, ne de siniflar arasindaki çeliskilerin uzlasmaz olduguna. Ama su olgu gözden kaçirilir ya da üstü örtülür. Eger devlet, siniflar arasindaki çeliskilerin uzlasmaz oldugu gerçeginden dogduysa, eger toplumun üzerinde ve "ona gitgide yabancilasan" bir iktidar ise, açiktir ki, yalnizca zora dayanan bir devrim olmaksizin degil, ayrica egemen sinif tarafindan yaratilmis bulunan ve içinde o "yabanci" niteligin maddelestigi devlet iktidari aygiti da ortadan kaldirilmaksizin, ezilen sinifin kurtulusu olanaksizdir. Teorik bakimdan kendibasina açik olan bu sonucu, daha sonra görecegimiz gibi, Marx, devrimin görevlerinin somut tarihsel çözümlemesinden yetkin bir belginlikle çikarmistir. Ve iste Kaustky'nin ... unutup çarpittigi sey de bu sonuçtur-açiklamamizin ilerisinde bunu ayrintili olarak gösterecegiz.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

2 özel silahlı adam müfrezeleri i hapishaneler

Mesaj  Misafir Bir Perş. Şub. 18, 2010 5:07 pm

.. Devlet, eski gentilice örgütlenmeye göre, ilkin uyruklarinin topraga göre dagitilmasiyla belirlenir..." diye devam eder Engels.
Bu dagilim bize "dogal" görünür, ama asiretler ya da klanlar biçimindeki eski örgütlenmeye karsi uzun soluklu bir savasimi gerektirmistir.

"... Ikinci olarak, bizzat silahli güç halinde örgütlenen halkla artik dogrudan dogruya ayni sey olmayan bir kamu gücünün kurulusu gelir. Bu özel kamu gücü zorunludur; çünkü, siniflara bölünmeden sonra, halkin özerk bir silahli örgütlenmesi olanaksiz duruma gelmistir... Bu kamu gücü her devlette vardir; yalnizca silahli adamlardan degil, ama maddi eklentilerinden de, gentilice toplumun bilmedigi hapishaneler ve her türlü ceza kurumlarindan da bilesir..."

Engels, toplumdan dogan, ama onun üstünda yer alan ve gitgide ona yabancilasan ve devlet denilen bu "güç" kavramini gelistirir. Bu güç baslica neye dayanir? Elleri altinda hapishaneler vb. bulunan özel silahli adam müfrezelerine.
Özel silahli adam müfrezelerinden sözetme hakkina sahibiz; çünkü her devlete özgü kamu gücü, silahli halkla, "halkin özerkli silahli örgütlenmesi" ile, "artik dogrudan dogruya ayni sey degildir".
Bütün büyük devrimci düsünürler gibi, Engels de, bilinçli isçilerin dikkatini, egemen hamkafaliga en az dikkate deger ve en alisilmis görünen, yalnizca kati degil, taslasmis denebilecek önyargilar tarafindan onaylanmis bulunan sey üzerine çekmeye çalisir. Sürekli ordu ve polis, devlet iktidarinin baslica güç aletleridir; ama baska türlü nasil olabilirdi?
Engels'in seslendigi ve yakindan ne bir tek büyük devrim yasamis ve ne de görmüs olan 19. Yüzyil sonu Avrupalilarinin büyük çogunlugu için, baska türlü olamazdi. Onlar, "halkin özerkli silahli örgütlenmesi"nin ne oldugunu hiç mi hiç anlayamazdilar. Toplumun üzerinde yer alan ve ona yabancilasan özel silahli adam müfrezeleri (polis, sürekli ordu) zorunlulugunun neden ortaya çiktigi sorusunu, Bati Avrupa ülkeleri ve Rusya'daki hamkafalar, toplumsal yasamin artan karmasikligini, görevlerin ayrlsmasini vb. animsatarak, Spencer ya da Mihaylosvki'den alinmis iki-üç tümce ile yanitlama egilimindedirler.
Bu animsatma "bilimsel" bir görünüse sahiptir; ama asil önemli olani, özseli: toplumun, birbirine amansizca düsman siniflar biçimindeki bölünüsünü gölgede birakarak bilisiz halki iyice uyutur.
Toplumun bu siniflara bölünüsü olmasaydi, "halkin özerkli silahli örgütlenmesi", sopalarla silahlanan bir maymun sürüsünün ilkel örgütlenmesi, ya da ilkel ya da klanlar biçiminde birlesmis insanlarin ilkel örgütlenmesinden, karmasikligiyla, tekniginin yüksek düzeyiyle vb. ayrilirdi; ama olanakli olurdu.
Oysa bu olanaksizdir; çünkü uygar toplum, düsman siniflar biçiminde ve üstelik "özerkli silahlanmalari" aralarinda silahli bir savasima yolaçabilecek, amansizca düsman siniflar biçiminde bölünmüstür. Devlet kurulur; özel bir güç, özel silahli adam müfrezeleri meydana gelir; ve her devrim, devlet aygitini yikarken, ari durumda bir siniflar savasimi örnegi verir, egemen sinifin kendisine hizmet eden silahli adam müfrezelerini yeniden kurmak, ezilen sinifinsa, sömürücülere degil, sömürülenlere hizmet etmeye yetenekli bu tür yeni bir örgüt kurmak için nasil çabaladiklarini bize en açik bir biçimde gösterir.
Aktarilan parçada, Engels, her büyük devrimin pratik olarak, somut olarak ve bir yigin eylemi ölçüsünde ortaya koydugu sorunu, yani "özel" silahli adam müfrezeleri ve "halkin özerkli silahli örgütlenmesi" arasindaki, iliskiler sorununu, teorik olarak koyuyor. Bu sorunun, Avrupa ve Rus devrimleri deneyiyle somut olarak nasil aydinlandigini görecegiz.
Ama, gene Engels'in açiklamasina dönelim.
Engels, bazan, örnegin Kuzey Amerika'nin bazi bölgelerinde, bu kamu gücünün güçsüz oldugunu (Kuzey Amerika'nin, emperyalizm-öncesi dönemde, özgür kolonun agir bastigi bölgeleri -kapitalist toplumda çok ender bir istisna- sözkonusudur), ama, genel bir biçimde, güçlendigini gösterir.

"... devlet içindeki sinif çeliskileri belirginlestigi ve sinirdas devletler daha büyük ve daha kalabalik bir duruma geldigi ölçüde, onun da gücü artar - daha çok, sinif savasimlari ve fetih rekabetinin, kamu gücünü, tüm toplumu, hatta devleti yutmakla tehdit edecek derecede artirmis bulunduklari bugünkü Avrupamizi düsünelim..."

Bu satirlar, en geç 90 yillarinin baslarinda yazilmistir. Engels'in son önsözü 16 Haziran 1891 tarihini tasir. Bu çagda, emperyalizme yönelis -tröstlerin mutlak egemenligi, büyük bankalarin kudreti, büyük sömürge politikasi vb.- Fransa'da yeni baslamisti; Kuzey Amerika ve Almanya'da henüz baslamak üzereydi. O, zamandan beri, "fetihler rekabeti" bir dev adimi atti; öyle ki, 1910'dan az sonra yeryüzü "rakip fatihler", yani büyük soyguncu devletler arasinda tamamen paylasilmis bulunuyordu. O zamandan beri, askeri ve bahri silahlanma korkunç bir biçimde artti; ve Ingiltere'nin ya da Almanya'nin dünya üzerindeki egemenligi ve ganimet paylasmak için yapilan 1914-1917 çapul savasi sirasinda, açgözlü bir devlet iktidari, toplumun bütün güçlerini "yuttu", o derecede ki, bütünsel bir yikim esiginde bulunuluyor.
Engels, daha 1891'de "fetihler rekabeti"nin, büyük devletlerin dis politikasindaki bellibasli ayirdedici çizgilerden biri oldugunu göstermesini bilmisti. Oysa, 1914-1917'de, asiri derecede yeginlesmis bulunan bu rekabet, emperyalist savasa yolaçtigi bir anda, sosyal-sovenizm kopuklari, "yurt savunmasi", "cumhuriyetin ve devrimin korunmasi" vb. üzerindeki parlak sözlerle, "kendi" burjuvazilerinin soyguncu çikarlarinin korunmasini maskeliyorlar!

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

3 ezilen sınıfın sömürülmesi aleti olarak devlet

Mesaj  Misafir Bir Perş. Şub. 18, 2010 5:09 pm

Toplumun üstünde yer alan özel bir kamu gücünü beslemek için, vergiler ve devlet borçlari gerekli hale gelir.
Engels söyle yazar:

"Kamu gücünü ve vergileri ödetme hakkinikullanan memurlar, toplumun organlari olarak, toplumun üstünde yer alirlar. Gentilice örgütlenme organlarina gösterilen içten gelme saygi, memurlara karsi da bu sayginin gösterildigini varsaysak bile, onlara yetmez ... onlarin yetkesini, onlara bir kutsallik ve özel bir dokunulmazlik kazandiran olaganüstü yasalarla saglama baglamak gerekir... En degersiz polis memuru, gentilice toplumdaki bütün organlarin birarada sahip olduklarindan çok "yetke" sahibidir; ama en güçlü prens, en büyük devlet adami, ya da uygarligin en büyük askeri sefi, en küçük gentilice sefin mazhar oldugu içten gelme ve söz götürmez saygiyi kiskanabilir..."

Devlet iktidari organlan olarak memurlarin ayricalikli durumu sorunu, böylece konmus bulunuyor. Aslolan, onlari toplum üstüne koyan seyin ne oldugunu bilmektir. Pratikte bu teori sorununun, Paris Komünü tarafindan 1871'de nasil çözülmüs ve Kautsky tarafindan 1912'de gerici bir anlayis içinde nasil gürültüye getirilmis oldugunu görecegiz.

"Devlet, sinif karsitliklarini frenleme gereksiniminden dogduguna, ama ayni zamanda, bu siniflarin çatismasi ortasinda dogduguna göre, kural olarak en güçlü sinifin, ekonomik bakimdan egemen olan ve bunun sayesinde siyasal bakimdan da egemen sinif durumuna gelen ve böylece ezilen sinifi boyunduruk altinda tutmak ve sömürmek için yeni araçlar kazanan sinifin devletidir..." Antik devletle feodal devlet, kölelerle serflerin sömürülmesi organi oldular; ama yalnizca onlar degil, "modern temsili devlet de, ücretli emegin sermaye tarafindan sümürülmesi aletidir. Bununla birlikte istisna olarak, savasim durumundaki siniflarin denge tutmaya çok yaklastiklari öyle bazi dönemler olur ki, devlet gücü sözde araci olarak, bir zaman için bu siniflara karsi belirli bir bagimsizlik durumunu korur". ...Yani, 17. ve 18. Yüzyillarin mutlak hükümdarliklari gibi, Fransa'da Birinci ve Ikinci imparatorlugun bonapartizmi gibi, Almanya'da Bismarck gibi.

Buna, Sovyetlerin, küçük-burjuva demokratlar tarafindan yönetilmeleri nedeniyle henüz güçsüz, buna karsilik burjuvazinin de Sovyetleri dagitmak için henüz yeterince güçlü olmadigi bir anda. devrimci proletaryayi ezmeye basladiktan sonra, Cumhuriyetçi Rusya'daki Kerenski hükümeti gibi, diye ekleyecegiz.
Engels, "zenginlik, iktidarini demokratik cumhuriyette, dolayli ama bir o kadar da güvenli bir biçimde gösteriyor" diye sürdürür; söyle ki: ilk olarak, "memurlarin düpedüz rüsvet yemesi" (Amerika), ikinci olarak da, "hükümetle borsa arasindaki baglasma" (Fransa ve Amerika) araciyla.
Bugün, hangisi olursa olsun, bütün demokratik cumhuriyetlerde, emperyalizm ve bankalar egemenligi, zenginligin sinirsiz gücünü savunmak ve kullanmak için yararlanilan bu iki araci, ender bir sanat haline getirecek derecede "gelistirdi". Eger, örnegin Rusya Demokratik Cumhuriyetinin daha ilk aylarinda, "sosyalistler"in -Devrimci-Sosyalistler ve Mensevikler- burjuvazi ile koalisyon hükümeti içindeki evliliklerinin, deyim yerindeyse, balayi sirasinda, Bay Palçinski, kapitalistleri tedirgin etmeyi ve onlarin tekerine tas koymayi, askeri siparisler yoluyla devlet hazinesini soymalarini engellemeyi gözeten bütün önlemleri baltalamissa, ve daha sonra bakanliktan ayrilmis (ve elbette yerine tastamam ayni bir baska Palçinski geçmis) olan Bay Palçinski, eger kapitalistler tarafindan yilda 120.000 ruble tutan bir arpalikla "ödüllendirilmis" ise, bu nedir? Dolaysiz ya da dolayli rüsvet mi? Yoksa hükümetle kapitalist sendikalar [tröstler] arasinda bir baglasma, ya da "yalnizca" dostça iliskiler mi? Çernov ve Çereteli'lerin, Avksentiev ve Skobelevlerin oynadiklari rol nedir? Devlet hazinesine el atan milyonerlerin "dolaysiz" baglasiklari midirlar, yoksa sadece dolayli baglasiklari mi?
Artik siyasal mekanizmanin bu tür eksikliklerine ve kapitalizmin siyasal zarfindaki kusurlara bagimli olmadigi için, "zenginlik"in sinirsiz gücü demokratik cumhuriyette daha güvenliktedir. Demokratik cumhuriyet, kapitalizmin olanakli olan en iyi politik biçimidir; çünkü sermaye, demokratik cumhuriyeti (Palçinski, Igernov, Çereteli ve hempalari araciligiyla) ele geçirdikten sonra, iktidarini öyle saglam, öyle güvenli bir biçimde kurar ki, burjuva demokratik cumhuriyetindeki hiçbir kisi, kurum ya da parti degisikligi, onu sarsamaz.
Ayrica genel oy hakkini burjuvazinin egemenlik aleti olarak nitelendirdigi zaman, Engels'in büsbütün kesin ve açik oldugunu da belirtmek gerekir. Alman sosyal-demokrasisinin uzun deneyini açikça hesaba katan Engels, "genel oy hakki... isçi sinifinin olgunlugunu ölçmeyi saglayan bir göstergedir. Bugünkü devlet içinde bundan daha çok hiçbir sey olamaz ve hiçbir zaman da olmayacaktir" der.
Bizim Devrimci-Sosyalistlerimizle Menseviklerimiz gibi küçük-burjuva demokratlari, tipki ikiz kardesleri olan Bati Avrupa sosyal-soven ve oportünistlerinin tümü gibi, genel oy hakkindan açikça "daha çok" bir sey beklerler. Genel oy hakkinin, "bugünkü devlet içinde", emekçiler çogunlugunun iradesini gerçekten dile getirmeye ve bu iradenin yerine getirilmesini saglamaya yetenekli oldugu düsününü paylasir ve bu yanlis düsünü halka da asilarlar.
Burada, yalnizca, Engels'in açik, belgin ve somut açiklamasinin, "resmi" (yani oportünist) sosyalist partilerin propaganda ve ajitasyonunda her an degistirilip çarpitildigina isaret ederek, bu yanlis düsünün altini çizmekten baska bir sey yapamayiz. Marx ve Engels'in "bugünkü" devlete iliskin görüsleri üzerindeki açiklamamizin devami, Engels'in burada çürüttügü anlayisin bütün yanlisligini ayrintili bir biçimde ortaya koyar.
Engels, en taninmis yapitinda [Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni -ç.] görüslerini toplu bir biçimde söyle özetler:

"Demek ki, devlet düsünülemiyecek bir zamandan beri varolan bir sey degildir. Islerini onsuz gören, hiçbir devlet ve devlet erkligi düsünü bulunmayan toplumlar olmustur. Toplumun siniflara bölünmesine zorunlu olarak bagli olan belirli bir ekonomik gelisme asamasinda, bu bölünme, devleti bir zorunluluk durumuna getirdi. Simdi, üretimde, bu siniflarin varliginin yalnizca bir zorunluluk olmaktan çikmakla kalmayip, üretim için gerçek bir engel de oldugu bir gelisme asamasina hizli adimlarla yaklasiyoruz. Bu siniflar, vaktiyle ne kadar kaçinilmaz bir biçimde ortaya çiktilarsa, o kadar kaçinilmaz bir biçimde ortadan kalkacaklardir. Onlarla birlikte, devlet de, kaçinilmaz bir biçimde, yokolur. Üreticilerin özgür ve esitçi bir birlik temeli üzerinde üretimi yeniden düzenleyecek olan toplum, tüm devlet makinesini, bundan böyle kendisine lâyik olan yere, bir kenara atacaktir: âsâr-i antika müzesine, çikrik ve tunç baltanin yanina..."

Çagdas sosyal-demokrasinin propaganda ve
ajistasyon yazininda bu alintiya pek rastlanmaz. Rastlandigi zaman da, bu
metni, sanki bir ikon önünde egilmek istercesine, yani su "tüm
devlet makinesinin âsâr-i antika müzesine atilmasi"ni içeren
devrimin genislik ve derinligi üzerinde en küçük bir
düsünme çabasi olmaksizin, Engels'e resmen saygi göstermek için
aktardiklari görülür. Hatta çogu zaman onlarda, Engels'in devlet
makinesi demekle söylemek istedigi sey, pek de anlasilmisa benzemez.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz