Giriş yap

Şifremi unuttum

En son konular
» Laptop bu hale getirdi!
Çarş. Ekim 20, 2010 10:05 pm tarafından AMEDEUS

» .........
Perş. Ekim 14, 2010 3:56 pm tarafından AMEDEUS

» manzara
Çarş. Ekim 13, 2010 9:26 pm tarafından Deniz

» manzara fotoğrafları
Çarş. Ekim 13, 2010 9:18 pm tarafından Deniz

» Paydos/ C.Sıtkı Tarancı
Salı Ekim 05, 2010 2:49 pm tarafından AMEDEUS

» logo..........
C.tesi Ekim 02, 2010 11:45 pm tarafından ezgi

» ..................
C.tesi Ekim 02, 2010 2:09 pm tarafından DicLe

» Çile
Salı Eyl. 21, 2010 2:01 pm tarafından AMEDEUS

» Görmemişin bebeği olmuş...
Salı Eyl. 21, 2010 12:27 pm tarafından DicLe

» facebooktan video indirme
Salı Eyl. 21, 2010 10:08 am tarafından ezgi

» Taş atan çocuk
Ptsi Eyl. 20, 2010 5:00 pm tarafından DicLe

» BARIŞ
Ptsi Eyl. 20, 2010 4:27 pm tarafından DicLe

» BEKLENTİSİZ....
Ptsi Eyl. 20, 2010 4:24 pm tarafından DicLe

» UZAKTAN ...
Ptsi Eyl. 20, 2010 4:22 pm tarafından DicLe

» CAN YÜCEL'DEN MAL BEYANI
Perş. Eyl. 16, 2010 1:36 pm tarafından yoll

» ARKADAŞLIK
Ptsi Eyl. 13, 2010 11:20 am tarafından ezgi

» ARKADAŞLIK
Ptsi Eyl. 13, 2010 11:15 am tarafından ezgi

» ŞİİR
Ptsi Eyl. 13, 2010 11:08 am tarafından ezgi

» Kamuflaj
C.tesi Eyl. 11, 2010 5:32 pm tarafından AMEDEUS

» UZAK
Çarş. Eyl. 08, 2010 5:05 pm tarafından ezgi

» Yeşillik
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:59 pm tarafından ezgi

» Salam Gibi
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:57 pm tarafından ezgi

» Benlik_Oruç Aruoba
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:56 pm tarafından ezgi

» BİR AYRILIŞ HİKAYESİ
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:54 pm tarafından ezgi

» Pembe Deniz
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:51 pm tarafından ezgi

» HAYAT
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:48 pm tarafından ezgi

» Benim Yazdığım Sen
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:47 pm tarafından ezgi

» Seviyorum Seni
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:46 pm tarafından ezgi

» BERFİN
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:44 pm tarafından ezgi

» Bahar Gelmiş
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:43 pm tarafından ezgi

Anket
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En iyi yollayıcılar
DicLe
 
AMEDEUS
 
yoll
 
Deniz
 
yelken
 
ezgi
 
NezBe
 
Devrim
 
mad men
 
Surgun
 

Kimler hatta?
Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 111 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 7:00 am tarihinde online oldu.

Devrim İçin Devrimci Okul/ Kolektivizim, ideolojik bir tercih,pratik bir zorunluluktur

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Devrim İçin Devrimci Okul/ Kolektivizim, ideolojik bir tercih,pratik bir zorunluluktur

Mesaj  Misafir Bir Paz Ocak 31, 2010 12:40 am

Merhaba sevgili arkadaşlar. Tüm direnenleri, ama Anadolu kentlerinin meydanlarında polis terörüne, linçlere karşı adeta bir direnme savaşı yürütenleri de özel olarak selamlayarak başlıyoruz dersimize. Dersimizin bu haftaki konusu kolektivizm. Devrimciliğin ve sosyalizmin özünü en iyi ifade eden özelliklerden biridir kolektivizm. Fakat uygulanmasında da ciddi eksikliklerimizin olduğu bir yandır.

1990 Ağustos'unda yayınlanan "Yolun Neresindeyiz?" broşüründe şöyle bir tespit yer alıyordu: "Hareketimizin geleceğini belirleyen olgu, kolektif örgütlülükte ısrar ve siyasi pratiğin yükseltilmesinde yatmaktadır."

Alıntıda, kolektivizme, "Siyasi pratiğin yükseltilmesi" ile birlikte sayılacak kadar büyük bir önem atfedilmektedir. Öyle bir önem ki, hareketin geleceğini belirleyen iki unsurdan biridir. Hem devrim sürecinde bu kadar önemlidir, hem de sosyalizmin inşasında... İlk sorumuz:

– Bu kadar büyük önemi olan kolektivizm nedir?

Bu dersimiz boyunca kolektivizme ilişkin çeşitli tanımlar yapacağız. Örneğin bir "harç" olarak tanımlayacağız onu. Bir başka yerde "ilaç" olarak, başka bir yerde de "panzehir" olarak... Onu salt bir kavram değil, bir mekanizma olarak tanımlayacağız.

Ama önce kelime anlamından başlayalım yine. Kolektif, ortaklaşa demek; kolektivizm, ortaklaşacılık.

Birlikte hareket etmek, birlikte yapmak, birlikte üretmek olarak da tanımlayabiliriz. Bir örgütü, devrimci yapan özellikleri sıralamak gerekirse, bunlardan biri, tartışmasız olarak kolektivizmdir. Dediğimiz gibi, çeşitli tanımlar yapacağız ama, kolektivizmin özü şudur yoldaşlar: Kolektivizm, yüzlerce, binlerce partili cepheli beyni, yüzlerce binlerce partili cepheli yüreği birleştirmektir. Binlerce beynin aynı hedef için çalıştığını, binlerce yüreğin aynı hedefe ulaşmak için attığını düşünün; bu ne kadar büyük bir güçtür, düşünün.

Biz işte bu gücü açığa çıkarmak için tartışıyoruz bu konuyu.

Hareket tarihinin en önemli atılımlarından birine hazırlanırken, alınan bir çok karardan ikincisi şuydu: "Çalışma alanları ve bölgelerde tek insana dayalı ilişkilerden çıkılması ve hızla komiteleşilmesi."

Evet biz de şimdi böyle yapalım:


– Bir komite kuralım ve kolektivizme hayat verelim!

Bir komite kurarken, bize öncelikle komitede yer alabilecek kadrolar, kadro adayları veya gelişmeye açık insanlar lazım değil mi?

İlk sorunlardan biri de burada çıkar. Komiteleşmeye uygun adam olmaması, komiteleşmekten kaçmanın en çok kullanılan gerekçesidir. Oysa bu hareketin bir anlamda ilk örgütlenmesi sayılan toplantıdaki yaklaşım, bu açıdan bir örnektir. Dayı, o zaman şöyle diyordu:

"... Bugün zorunlu bir örgütlülük yaratma durumuna gelmiş durumdayız. Merkezileşmek için acil olan nedir? Geleceği şüpheli de olsa merkezi bir organizasyon şarttır."

O koşullarda, o gün Merkez Komitesi işlevini üstlenecek olan Organizasyon Komitesi ve tüm diğer komite ve örgütlenmeler, geleceği şüpheli de olsa, "eldeki insan malzemesiyle" oluşturulmuştur.

Şimdi hareket bu bakış açısıyla, niteliği azdır çoktur demeden hareketi örgütleyecek bir "Merkez komitesi" kuruyor, biz eldeki insanları beğenmiyoruz.

Bu, elbette komiteleşmeyi çok sıradanlaştırmak anlamına gelmiyor, ama komite kurmak için ideal, yetişmiş, birikimli insanlar arama şeklindeki yaklaşımdan da çıkılması gerektiği açıktır. Eldekilerin en iyisi, en ilerisiyle bir komite oluşturmayı tercih etmeliyiz genel olarak.

Komitemiz nasıl işleyecek? Bir siyasi sorumlusu olmalı. İkincisi, haftada bir iki kez toplantısı olmalı. Üçüncüsü, kendini eğitmeli mutlaka. Dördüncüsü arasında bir görev bölüşümü olmalı. Bunları tamamladığımızda, komiteleşmekte asgari bir adım atmış ve kolektivizm için ilk zemini yaratmış oluruz.


– Komitede kolektivizme nasıl hayat vereceğiz?

Komite kurmakla iş bitmiyor elbette. Şeklen olan ama kolektivizmi işletmeyen bir çok komite de vardır. Kolektivizmi işletmek için neler gerekir?

Mesela; kolektivizm bilgiyi paylaşmaktır. Gelişmeleri, düşünceleri paylaşmaktır. Hareketin perspektiflerini paylaşmaktır. Bunları kendi sorumluluğu altındaki insanlarla paylaşmayan sorumlular, bulundukları birimde kolektivizmi hayata geçiremezler.

Mesela; tüm üyeler, kolektivizmi işletmeyi kendi sorumluluğu olarak kabul etmelidir. Kimi durumlarda, komitelerin işlememesine ilişkin yapılan değerlendirmelerde, eleştirinin ucu esas olarak komitenin sorumlusuna yöneliktir. Bu genel olarak da doğrudur. Birinci dereceden elbette onlar sorumludur. Ama bu, komitelerin işlememesinde komite üyelerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Tersine, orada bir liberalizm varsa, herkes birbirini idare ederek kolektivizmin işlemesi için kılını kıpırdatmıyorsa, herkes sorumludur.

Yürüyüş'te bundan bir süre önce yayınlanan "kolektivizm ve komiteler" başlıklı yazıda "Bir komitenin işleyişi nasıl olmalıdır?" sorusuna verilen cevapların içinde yeralan şu noktayı tekrar hatırlatmak istiyoruz:

"Komitelerde ikna esastır. Buna bağlı olarak da işleyişte oy birliği tercih edilir. Oy birliği yoksa, oy çokluğuyla karar alınır. Komite işleyişi içinde, komite sorumlusunun diğer komite üyelerinden bir ayrıcalığı yoktur. O da diğer üyeler gibi bir oy hakkına sahiptir." (18 Mayıs 2008)

İşleyişe devam etmeden önce, kolektivizmin neden gerekli olduğuna dair bir kaç noktayı vurgulayalım.


– Kolektivizm neden gereklidir? -1

Birincisi, örgütlülüğün ve mücadelenin gelişmesi gibi pratik bir nedenle gereklidir.

Daha "pratik" olduğu gerekçesiyle kolektif işleyiş sık sık ihmal edilir ve komiteler, kolektif mekanizmalar dışlanır. Tek başına karar almanın ve yönetmenin işleri "hızlandırdığı" bile ileri sürülür? Öyle midir gerçekten? Ne dersiniz bu konuda?

Bir düşünelim şimdi:

Evet. Bazı durumlarda öyle görünür ve öyledir de. Ama bu yanıltıcı bir "hızlılık"tır aynı zamanda. Kısa vadelidir çünkü. Çünkü, yeni insan yetiştirmez bu işleyiş. İnsanları kadrolaştırmaz. Dolayısıyla yük hep bir iki kişinin omuzunda kalmaya devam eder. Pratik oluyor diye komiteyi işletmeyen yönetici, her işi üstlenmek zorunda kalınca, yavaş yavaş o işlerin altında kalır. Dolayısıyla komiteyi dışlayan bu "pratik çözüm" uzun vadede hızlandırmak bir yana, hızımızı keser.

Sonuç olarak, kolektivizm ve komiteler, aslında kadrolaşmanın en iyi koşullarda ve en hızlı biçimde gelişeceği bir ortamı sunar bize.

Kolektivizm yoksa, komiteler yoksa, kadrolaşma da hemen hemen yoktur.

Şimdi tekrar soralım bakalım: Komiteleri işletmemek işlerimizi hızlandırıyor mu?

Evet, kolektivizm, kadrolaşma için de şarttır. Yıllardır bunu vurgulamışızdır: "İnsanların tecrübe birikiminden yoksun olmaları, yeterli siyasi eğitimden geçmemiş olmaları vb. konulardaki yetersizlikleri, ancak kolektif örgütlenme içinde .. aşılabilir. ... Kolektif örgütlenmeye gidilmediği sürece, insanları daha yakından tanımak, yetenek ve kapasitelerini gözleyebilmek, eksikliklerini tespit ederek gidermek mümkün değildir." (Yolun Neresindeyiz)

Statükocu veya kendiliğindenliğin hakim olduğu örgütsel işleyişler içinde yeni insanların geliştirilmesi, onların birikimlerinin, özel yanlarının, kapasitelerinin açığa çıkarılması da mümkün olmaz. Bunu sağlayacak tek şey, kolektif mekanizmalardır.


– Kolektivizm neden gereklidir? -2

İkinci neden, ideolojiktir. Biz devrimciler açısından doğal bir tercih ve zorunluluktur kolektivizm.

Bireycilik kapitalizme, kolektivizm sosyalizme aittir. Başka bir deyişle, bireycilik kapitalizmin, kolektivizm proletaryanın ideolojisidir. Bu anlamdadır ki, bireyciliği dayatanlar, kolektivizmi işletmeyenler, esas olarak, devrim saflarında kapitalizmin ideolojisini yaşatmış olurlar ve elbette bu savaşta proletaryayı zayıf düşürürler. Buradan hareketle de diyebiliriz ki, devrim saflarında doğal olan kolektivizmdir. Kolektivizmin yadsınması, küçümsenmesi, bireyin, bireyciliğin dayatılması ise, esas olarak devrimin ve devrimciliğin kendisine aykırıdır. Devrimci ilişkilere, devrimci işleyişe, örgüt yaşamına, bireyciliği sokmaya çalışmak, devrimciliğin doğasını bozmak demektir.

Biraz düşündüğümüzde görürüz ki, insanların sorunları, örgütlülük içindeki sorunların çoğunun kaynağında tamamen yanlış bir "ben" duygusu ve anlayışı, bireycilik, bencillik vardır. Dolayısıyla diyebiliriz ki bu kaynaktan gelen olumsuzlukların panzehiri de kolektivizmdir.

Kolektif işleyiş, hareketin sorunlarının çözümüne, ihtiyaçlarının karşılanmasına tüm kadroları, taraftarları katmanın yegane yoludur. Kolektif bir işleyiş kurulmadığında herkesin sorunlara vakıf olması, sorunları içinde hissetmesi sağlanamaz.

İnsanların, kendini hareketin bir parçası olarak görmesini sağlayacak olan da kolektivizmden başkası değildir. Bir adım daha ileri giderek şunu diyebiliriz: Kolektivizm, bir örgüt gerçeğinde, ben'i biz yapan harçtır. İnsanlar bu mekanizma, bu anlayış içinde örgütle bütünleşirler.

Ta 1983'ten bir vurgu: "Kadrolaşmanın sağlıklı bir tarzda geliştirilip yaygınlaştırılabilmesi ... için; hayatın her alanında... kolektif iş üreten gruplara ve mekanizmalara ihtiyaç vardır. Tüm sorunların bireylerin omuzlarında kaldığı ve gelişim seyri içerisinde kolektif yapılara dönüşmediği yerde önderliğin yanlış ve yetersizliğinden bahsetmek gerekir." (Hareketimizin Gelişimi ve Devrimci Mücadele)


– Kolektivizm olmasa ne olur?

Bir konuyu anlamanın yollarından biri de onun tersini düşünmektir. Kolektivizm neden olmalı diye ele aldık yukarıda. Şimdi tersinden soruyoruz.

Kolektivizmin olmadığı yerde, olumsuzluklar birbiri peşi sıra patlak verir. Her bir olumsuzluk, başka bir olumsuzluğa kaynaklık eder.

Birincisi; sorunlar zamanında görülemeyeceği ve sorunların üzerine kolektif bir şekilde gidilemeyeceği için, orada sorunların uzun süre çözümsüz kalacağını, sorunların kangrenleşmesinin yakın ihtimal olduğunu söyleyebiliriz.

Sorunların, aksaklıkların, işlemeyen yanların zamanında görülebilmesi, kolektif bir işleyişin varlığına bağlıdır.

Kolektivizmin olmadığı bir işleyişin karakteristik özelliklerinden biri de liberalizmdir. Bu tür işleyişte kolektif bir denetim ve hesap sorma mekanizması olmayınca, onun yerini çoğunlukla herkesin birbirini idare etmesi, birbirlerinin eksiklikleri karşısında sessiz kalma alır. Devrimci yoldaşlık ilişkilerinin, ilişkilerdeki örgütsel dinamizmin yerini, ahbap çavuş ilişkileri alır. "Kolektif tartışma ve paylaşmanın olmadığı yerde, ideoloji ve politika üretiminde kısırlaşma doğaldı. ... Kolektif işleyişin olmadığı ... yerde, canlı bir siyasi tartışmadan söz etmek elbette güçtür.!"

"Yolun Neresindeyiz?"de kolektivizmin olmayışı sonucunda şu olumsuzluklara dikkat çekiliyor ayrıca:

- Örgüt yayınlarını dikkatle izlememe ve tartışmama,
- örgütsel çalışmayı zenginleştirecek yeni fikirler üretmeme,
- politik gelişmelere karşı duyarlı olmama,
- tartışmalara ilgi göstermeme ve aktif olarak katılmama...

Bireysel çalışma tarzını bir statü haline getirenler, kolektif bir işleyişi kendi "bireysel özgürlük alanlarına" müdahale, kendi inisiyatiflerinin kırılması olarak görür ve kolektivizme karşı kendi bireysel tarzlarını dayatırlar.

Şöyle bakalım meseleye. Kolektivizmin ve komitelerin varlığı veya yokluğu, buna bağlı olarak bir çok başka unsurun varlığı veya yokluğu demektir.

Yani ne demek istiyoruz?

Disiplin mesela?

Kolektivizmin olmadığı, komitelerin işlemediği yerde bir disiplin olabilir mi sizce?

Veya bir örgütlenmeye hayatiyet kazandıran ilkelerimizden biri: Demokratik merkeziyetçilik. Peki komiteler, aşağıdan yukarıya önerilerin, görüşlerin alınacağı kolektif mekanizmalar yoksa, kadroların, kadro adaylarının politika üretimine, kararlara katılımını nasıl sağlayıp da demokratik merkeziyetçiliği hayata geçirebilirsiniz? Geçirebilir misiniz?


– Kolektivizm başka neler sağlar?

Kolektivizmin olmadığı yerde, memur kadro anlayışı kendine uygun zemin bulur.

Bireysel ilişkiler üzerine şekillenen bir örgütsel işleyişte, "kontrolsüz ve denetim dışı alanlar genişler".

Kolektivizme karşı bireyciliğin dayatılmasında, eleştirilere kapalılık vardır. Kolektif mekanizmalar kurmak, kolektif bir işleyişi hayata geçirmek, doğal olarak kendini denetime, eleştiriye açmak demektir. İkisinden de kaçanlar, çalışma ve işleyiş içinde "ben" olarak varolmak isterler.

Birisi, olayları, olguları gereğinden fazla abartabilir, bir diğeri, küçümseyebilir; biri aşırı korunmacı davranabilir, diğeri birimin ve yoldaşlarının güvenliğini gözetmeyen uç bir gözükaralıkta olabilir; birisi sekter yaklaşabilir, bir diğeri liberal; kolektivizm bir yerde bütün bunları telafi eden, törpüleyip devrimci bir çizgiye oturtan mekanizma demektir.

Burada kolektivizme, komitelere sihirli bir rol de yüklememeliyiz elbette. Kolektivizm insanların zaaflarını otomatikman giderecek bir şey değildir. Kaldı ki, bu zaaflar söz konusu olduğunda, o zaaflı insanlar kolektivizmi de kendi zaafları, statükoları doğrultusunda kullanabilirler. Ki bu da kolektivizmin önündeki bir başka engeldir.

Kendi üstlenmesi gereken işleri kolektif yapılara yüklemek, nasıl olsa birileri yapar diye düşünmek, herkesle iyi geçinmek adına veya "eleştirirsem beni de eleştirirler" mantığıyla eleştiri özeleştiriyi hayata geçirmemek, "bahaneler uydurmak, ayak sürümek, memnuniyetsizce hareket etmek ve bu memnuniyetsizliği başkalarına da yaymak vb. vb. daha pek çok eski alışkanlık, burjuva zaaf ve eksiklik, kolektif çalışmamızın, kolektif işleyişimizin önünde engel olarak durmaktadır.."

Son olarak, önceki yayınlarımızdan son derece çarpıcı bulduğumuz şu iki tanımı aktarmak istiyoruz kolektivizme dair:

Bir: "Kolektivizm, saflarımıza gelen insanları kucaklayan ellerimiz, değiştirip dönüştüren arındırma cihazımızdır...

İki: "Devrimin yükü birey'in kaldıramayacağı kadar ağırdır, bu yük ancak kolektivizmin birleşip güç verdiği omuzlarda kaldırılabilir..."


– Kolektivizm soyut bir anlayış değil, mekanizmadır

Şunda çok net olmalıyız. Devrimci bir örgütte, devrimci bir anlayışın, devrimci ilke ve kuralların, devrimci değerlerin uygulanması, sadece "niyetlere", sadece "kişilere", sadece "dileklere" bırakılamaz. Bunların hayat bulması, esas olarak bir işleyiş ve mekanizma sorunudur.

Bu anlamdadır ki, örgütlülük içinde, disiplinli olmaya çağrı yetmez, onu sağlayacak mekanizmalar gerekir, politika üretmek konusunda daha üretken ve canlı olmalıyız demek yetmez. Kolektif bir ruhla düşünmeli ve davranmalıyız demek yetmez. Evet bunları demeliyiz. Bunları demek gereklidir ve devrimci esas olarak sadece bunların denilmesiyle de gerekeni yapmaya çalışır. Ama bu noktada, disiplini, üretkenliği, kolektivizmi, ilke ve değerlerin yaşatılmasını, sadece kişilerin iyi niyetine, isteyip istememesine bırakamayız; mekanizmalar bunun için gereklidir. Politik üretkenliği sağlayacak, zorlayacak, bu konuda yol gösterici olacak bir kolektif mekanizma olmalı. Disiplini anlayış olarak öğretecek, pratik olarak denetleyecek ve denetimi bir kişinin sırtından alıp bütün birime verecek bir kolektif mekanizma olmalı... Bunu böyle çoğaltabiliriz.

Atılım sürecinin üzerinde yükseldiği hazırlıkların bir parçası da "hemen tüm alanlarda komitelerin kurulup belli bir işlerliğe kavuşturulması"dır.

Aslında bu sadece o süreç için değil, hemen her dönem geçerlidir. Alanlardaki çalışmaların belli bir dinamizm kazanmasıyla, mücadelenin hayatın her alanına uzanabilmesiyle, kolektif yapıların işleyip işlememesi arasında yakın bir bağ ve paralellik vardır.

Kolektif bir işleyişin ve ruhun yaratılması, o alandaki yönetici ve ve diğer kadrolardan, birimin, alanın sorumlu komitelerinden başlamalıdır. Çünkü eğer orada, onlarda kolektivizm yoksa, aşağıya doğru onu yaratmak ve işletmek hiç mümkün değildir.

Kolektivizme hayat verecek mekanizmalar, devrimci hareketin politikalarını, sloganlarını dalga dalga örgütün tüm kademelerine ve giderek kitlelere taşımanın da temel araçlarıdırlar.

Yukarıda bir panzehire benzettik kolektivizmi. Şimdi de ona yakın bir benzetme yapacağız. Örgütsel sorunlarda tıkanıklık, politika üretiminde, iş üretiminde kısırlık gibi sorunlarda, kolektivizm gerçekten bir ilaç gibidir. Ve tersi de doğrudur. Eğer bu ilacı kullanmazsak, o yaralar, gittikçe azar.

Kolektif bir ruh ve işleyiş yoksa eğer, orada sorunlar hızla kişiselleşir, sorunlar zamanında çözülemeyeceği ve kolektif bir işleyiş içinde telafi edilemeyeceği için de sorunlu insanlar çoğalır, devrimci ortamın yerine olan bu ortam, giderek oradaki mücadeleyi, örgütlenmeyi, kitle çalışmasını gerileten bir rol oynamaya başlar.

Bu noktada, her alanın komitelerinde yer alan kadrolar ve kadro adayları, komitedeki kolektivizmi biçimsel değil, içi dolu bir kolektivizm olarak düşünmeli ve uygulamalıdırlar. Bu ne demektir? Bu, öncelikle komitede yeterli bir bilgi paylaşımı, hesapsız bir yoldaşlık ilişkisi kurulması, işleyen, pratiğe denk düşen bir işbölümü yapılması, her konuda birbirleriyle gerçekten görüş alışverişinde bulunmaları, komite içinde hesap alıp vermeyi, eleştiri özeleştiriyi hayata geçirmeleri demektir.

Peşpeşe sıraladığımız bu maddeler, gözümüzde büyümesin. Çok şey saymadık; aslında hepsi birbirine bağlı olan, bir olumluluğun ötekilerini de olumlu etkileyeceği bir işleyişten ve anlayıştan söz ediyoruz.

Dahası, belirttiğimiz nokta, gerçekten de tüm alanlar, birimler için olmazsa olmazdır. Komitesinde, yoldaşlık ilişkilerinin olmadığı, kolektivizmin olmadığı, disiplinin olmadığı, üretkenliğin olmadığı, eleştiri özeleştirinin olmadığı bir birimde, tabanda bunlar sağlanamaz. Dolayısıyla orada, örgütlenme ve mücadele açısından hedeflerin hep gerisinde kalınacağı açıktır.

Demek ki sevgili okurlarımız, hedeflerimizin gerisinde kalmamak için, kolektivizmi bulunduğumuz her yerde her an azami düzeyde hayata geçirmeye çalışmalıyız. Bir sonraki dersimizde buluşmak üzere hoşçakalın.

***

Kolektivizmin yadsınması, küçümsenmesi, bireyin, bireyciliğin dayatılması ise, esas olarak devrimin ve devrimciliğin kendisine aykırıdır. Devrimci ilişkilere, devrimci işleyişe, örgüt yaşamına, bireyciliği sokmaya çalışmak, devrimciliğin doğasını bozmak demektir.

*

Kolektif işleyiş, hareketin sorunlarının çözümüne, ihtiyaçlarının karşılanmasına tüm kadroları, taraftarları katmanın yegane yoludur. Kolektif bir işleyiş kurulmadığında herkesin sorunlara vakıf olması, sorunları içinde hissetmesi sağlanamaz.

*

Bu, öncelikle komitede yeterli bir bilgi paylaşımı, hesapsız bir yoldaşlık ilişkisi kurulması, işleyen, pratiğe denk düşen bir işbölümü yapılması, her konuda birbirleriyle gerçekten görüş alışverişinde bulunmaları, komite içinde hesap alıp vermeyi, eleştiri özeleştiriyi hayata geçirmeleri demektir.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz