Giriş yap

Şifremi unuttum

En son konular
» Laptop bu hale getirdi!
Çarş. Ekim 20, 2010 10:05 pm tarafından AMEDEUS

» .........
Perş. Ekim 14, 2010 3:56 pm tarafından AMEDEUS

» manzara
Çarş. Ekim 13, 2010 9:26 pm tarafından Deniz

» manzara fotoğrafları
Çarş. Ekim 13, 2010 9:18 pm tarafından Deniz

» Paydos/ C.Sıtkı Tarancı
Salı Ekim 05, 2010 2:49 pm tarafından AMEDEUS

» logo..........
C.tesi Ekim 02, 2010 11:45 pm tarafından ezgi

» ..................
C.tesi Ekim 02, 2010 2:09 pm tarafından DicLe

» Çile
Salı Eyl. 21, 2010 2:01 pm tarafından AMEDEUS

» Görmemişin bebeği olmuş...
Salı Eyl. 21, 2010 12:27 pm tarafından DicLe

» facebooktan video indirme
Salı Eyl. 21, 2010 10:08 am tarafından ezgi

» Taş atan çocuk
Ptsi Eyl. 20, 2010 5:00 pm tarafından DicLe

» BARIŞ
Ptsi Eyl. 20, 2010 4:27 pm tarafından DicLe

» BEKLENTİSİZ....
Ptsi Eyl. 20, 2010 4:24 pm tarafından DicLe

» UZAKTAN ...
Ptsi Eyl. 20, 2010 4:22 pm tarafından DicLe

» CAN YÜCEL'DEN MAL BEYANI
Perş. Eyl. 16, 2010 1:36 pm tarafından yoll

» ARKADAŞLIK
Ptsi Eyl. 13, 2010 11:20 am tarafından ezgi

» ARKADAŞLIK
Ptsi Eyl. 13, 2010 11:15 am tarafından ezgi

» ŞİİR
Ptsi Eyl. 13, 2010 11:08 am tarafından ezgi

» Kamuflaj
C.tesi Eyl. 11, 2010 5:32 pm tarafından AMEDEUS

» UZAK
Çarş. Eyl. 08, 2010 5:05 pm tarafından ezgi

» Yeşillik
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:59 pm tarafından ezgi

» Salam Gibi
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:57 pm tarafından ezgi

» Benlik_Oruç Aruoba
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:56 pm tarafından ezgi

» BİR AYRILIŞ HİKAYESİ
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:54 pm tarafından ezgi

» Pembe Deniz
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:51 pm tarafından ezgi

» HAYAT
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:48 pm tarafından ezgi

» Benim Yazdığım Sen
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:47 pm tarafından ezgi

» Seviyorum Seni
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:46 pm tarafından ezgi

» BERFİN
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:44 pm tarafından ezgi

» Bahar Gelmiş
Çarş. Eyl. 08, 2010 4:43 pm tarafından ezgi

Anket
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En iyi yollayıcılar
DicLe
 
AMEDEUS
 
yoll
 
Deniz
 
yelken
 
ezgi
 
NezBe
 
Devrim
 
mad men
 
Surgun
 

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 111 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 7:00 am tarihinde online oldu.

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ İÇİNDEKİ ÇARPIKLIKLAR

Aşağa gitmek

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ İÇİNDEKİ ÇARPIKLIKLAR

Mesaj  Misafir Bir C.tesi Ocak 16, 2010 4:11 pm

Türkiye Cumhuriyetinin bütün hükümetleri işkenceyi ve hırsızlığı meşru gösterip uygulanmasına hiçbir karşılık göstermemiştir. Bunlardan en önemlisi tabii ki halkın yaşama başladığı ve öğrendiği okul sıralarıdır. Biz bu okul sıralarında milliyetimizi, dinimizi ve resmi ideolojimizi öğrendik. Fakat bütün bunlar olurken devletin parayla tuttuğu işkenceciler ve hırsızlar hep başımızdaydılar. İlk olarak dayatmalarla istedikleri sosyal faşist ideolojisini eğitim sisteminde empoze etmeye çalıştılar. Örneğin bütün öğrencilerin tek bir sırada tutulması, bunun için öğrencilere hakaret edilmesi ve dayak atılması. Ardından ilk yapılan hırsızlık kayıt parası adı altında yapılmaktadır. Bu hırsızlığı okul müdürü ve okul aile birliği adı altında toplanan hırsızlar çetesi tarafından yapılmaktadır.

Bu yapılan hırsızlığa ses çıkarıldığında kayıt işlerinin yapılmamasıyla da tehdit suçu işlenmektedir. İlk olarak sıralara oturduğumuzda öğretmen isimli paralı işkenceciye teslim ediliriz. Sıradaki işkenceleri muntazam bir şekilde uygular. Öğrencilik hayatı 7 yaşında başladığı için çocuklar kıpır kıpırdır. İçlerindeki enerjiyi öğrendikleri gereksiz bilgilere yormak istemezler. Onlar için beden eğitimi dersi en önemli derstir. Sebebi top oynayıp, spor yapıp eğlendikleri için değildir. Sebep: bir despotun gölgesinde not terörüyle ödev, sınav ve sözlü gibi faşizm gösterisi yerine, özgür olmalarıdır. Serbest kalıp özgürce nefes almaktır. Beden eğitimi dersinin her anında spor yapılmamaktadır. Öğrenciler birbirleriyle konuşup sosyal ilişkilerini geliştirmektedirler. Devletin parayla tutup öğrencilerin üzerine yolladıkları faşist hırsız ve işkenceci öğretmenler karşısına hedef aldığı öğrencileri sindirmek ve daha kolay işkence yapmak için aralarından birer ajan seçer. Böylece öğrencileri birbirine düşürür. Konuşanlar adı altında öğrencilere kaba dayak, tehdit ve küfür olarak işkence ederler. Aynı zamanda kırık not alan öğrenciler tahtaya çıkarılır ve bazen kaba dayakla işkence yapılır bazen de arkadaşları önünde küçük düşürülecek hakaretlerde bulunulur. Hırsızlık sadece kayıt parasıyla kalınmaz. Arkasından kömür parası, su parası, elektrik parası ve kağıt parası gibi isimler altında periyodik olarak hırsızlık yapılmaktadır. Bu hırsızlara karşı konulduğunda ya tüm öğrenciler içinde dayak atılmaktadır ya da not ve disiplin cezalarıyla tehdit edilmektedir. Bütün bu insanlık suçları Devlet politikası olarak sistematik bir biçimde yapılmaktadır. Her 10 yılda bir darbeye maruz kalan Türk Halkı artık bunlara ses çıkaramaz hale gelmiştir. Çünkü eğitimdeki sosyal faşizm ve yapılan despotluklar istedikleri gibi yığınlar elde ediyorlar. Öğrencilere bağırarak psikolojik işkence yapanlar öğrencinin özgüvenini yok etmek istemektedirler. Çünkü bütün bu parayla tutulmuş işkenceciler ( sözde öğretmenler ) devleti ele geçirmiş olan batılı sermaye güçleri tarafından Türk gençliğini pasifleştirme çalışması ve kayıp kuşaklar oluşturulması için emirler almaktadırlar. Amaçları Türk gençliğini sosyal faşizm karşısında ezmektir ki bu ideolojinin bire bir uyumunu gösterir. Sosyal faşizmde ben ne diyorsam o doğrudur ! Başka doğru olamaz ! gibi bir orta çağ skolastik düşünce örneği teşkil etmektedir. Emperyalizmin paralı askerleri diyebileceğimiz derecede tehlikeli olan bu işkenceciler verilmekte olan ezberci eğitimden rahatça geçilmemesi içinde birçok çalışmalarda bulunuyorlar. Örneğin hiçbir sözde öğretmen dersi anlaşılır üslupta anlatmaz ve kimsenin anlamasını da istemez. Çünkü darwinci anlayışa göre toplumsal bir eleme gereklidir. Yoğurdun kaymağını istiyoruz diyen bu anlayış altta kalanın canı çıksın misali eksiği olan hiçbir öğrenciye yardım etmezler tam aksine ezerler ki üst kısma zarar vermesinler diye. Öyle ki hiçbir sözde öğretmen eksiği olan öğrenciye yardım etmezler. Aksine başarılı olmuş öğrencilerin üstünde dururlar. Halbuki önemli olan başarılı ya da başarısız olmak değildir. Önemli olan öğrenmektir. Türk Eğitim sistemi her zaman faşizmi ve baskısını empoze ettiği için hiçbir zaman istedikleri başarıyı yakalayamayacaklardır. Zaten amaçları başarı elde etmek değildir. Türk gençliğini başarısızlığa sürüklemektir. Amaçları bu ezberci sistem içinde öğrencilerin kafalarının kompleks özellikleriyle tanınmış teorilerle dolmasını istemektedirler. Maksatları doğrultusunda türlü uygulamalar yapılmaktadır. Örneğin ev ödevi gibi faşizmin en önemli göstergesi bütün okullarda mevcuttur. Ev ödevinden kasıt öğrencilerin kafasına eğer ödev yapılmazsa paralı faşistler tarafından uğranılacak işkencelere, saldırılara ve tehditlere maruz kalınacağının yerleştirilmesidir. Bu yolla terörizm okul sıralarında başlamış oluyor. Bakınız Ö.S.S sınav sonuçlarına göre 32 bin öğrenci sıfır puan almıştır. Bu sonucu öğrencilerin çalışmamasına mal eden diktacılar Liselere Giriş Sınavı adı altında işbirlikçisi oldukları dershanelerle birlikte öğrencileri hortumlamak istemektedirler. Bununla birlikte faşist eğitim sistemi tüm kanlı işleyişiyle devam edecektir. Sadece bir hırsızlık olayı için öğrenci velilerini temizlik görevi için zorla çalıştırmışlardır. Angarya bu faşistlerin ilk suçu değildir elbette. Öğrencilere tahtayı silme nöbetçi olma ve sınıf başkanlığı adı altında çeşitli angaryalar uygulanmaktadır. Bu zorla yaptırılan görevler ve işler karşılıksız yaptırılmaktadır. Görüldüğü gibi bu sözde eğitim kurumlarına ticarethane demek bile yetersizdir. Çünkü ticarethanelerde tüketici hakları vardır. Müşteri sermayedarların ve girişimcinin velinimetidir. Buralara Hitlerin faşist uygulamaların yapıldığı esir kampları diyebiliriz. Aslında bu bile az sayılmaktadır. Hitler düşüncesi ve kimliği gereği insanları yok etmiştir. Fakat Türk eğitim sistemi insanları yok etmiyor. Sistem düşünceleri ve kimlikleri yok ediyor. Bu sorun öğrencinin evine gidip faşizmi eve yaymasıyla devam ediyor. Nesiller faşizmi uygulamalarına artık duyarsız hale getiriliyor. Örneğin polisler en ufak bir olayı dağıtmak için bağırır çağırır ve insanlar dağılır. Halbuki birisinin ona niye bağırıyorsun ve bizi rahatsız ediyorsun diye sormalı. Ama sorarsa polisler tarafından işkence tezgahlarından geçirileceği için kimse ses çıkaramamaktadır. Peki bu durum nereden türedi. Bu durum eğitim yuvalarından gelmiştir. Çocukluğumuzdan beri bize bağırıp çağıranlar bugün duyarsızlaşmamızı sağlamışlardır. Çocukluğumuzdan beri özellikle eğitim kurumlarında bize karşı yapılan işkenceler, dayaklar ve hakaretler bugün bu durumlara alışmamıza sebep olmuştur. Faşizmin başarılı ve kanlı bir şekilde devam etmesinin sebebi de budur. Örneğin ilk ve orta öğretimde paralı faşistler içeri girdiğinde bütün öğrencileri zorla, tehditle ve şantajla ayağa kaldırılır. Eğer ayağa kalkmayan olursa çeşitli işkence türlerine maruz kalınır. Aynı zamanda okul yönetiminin işbirlikçi yapısı itibariyle öğrencilerin okuldan atılma tehdidinin karşısında çaresiz kalan öğrenci itiraz ettiği zaman okuldan atılacağı düşüncesiyle zor durumda kalmamak için bu faşist gösteriye boyun eğmek zorunda bırakılıyor. Bu türlü şantajlarla öğrencilerin pasifleştirilmesi ve toplum içinde küçük düşürülerek öğrencilerin sosyal ilişkileri ve özgüveni yok edilmesi amaçlanmaktadır. Bu tür pasifleştirme çalışmaları devlet tarafından sistematik olarak yapılmaktadır. Eğer Türk eğitim tarihine bakılırsa ne Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ne de sözde öğretmenler tarafından hiçbir zaman korunmamıştır, kollanmamıştır ve haklı bulunup hakları aranmamıştır. Çünkü öğrenci onlar için birer müşterinin ötesinde sömürülmeye mahkum köle gibidir. Devletin yaptığı sistematik işkenceler ve sistematik hırsızlıklar toplumun oluşum yeri olan eğitim kurumlarına kadar inmiştir. Öğrencilere karşı bilinçli bir şekilde yapılan bu saldırılara en korkunç örneklerden biri de tecavüzdür. Paralı faşistler kendilerine yakıştırılan öğretmenlik mesleğini bir terör unsuru olarak kullanarak kız erkek ve yaş ayrımı yapmadan çok kez tecavüz etmişlerdir. Bu tecavüz olayları öğrencilerin utancı ve teşhir olmama endişesi sebebiyle pek fazla ispatlanamamaktadır. Fakat açılan birçok dava ve yapılan birçok itiraf vardır. Öğrenci velilerinin yaptıkları itirazları beklendiği gibi sonuçsuz kalmıştır. Açılan davalarda Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı baskı sonucu ya takipsizlik kararına gidilmiştir ya da Devletin şahsiyeti adına zaman aşımına gidilmiştir. Bazı davalarda da paralı faşistlerin yaptığı para teklifleri sonucu kendiliğinden düşmüştür. Bu konuda yapılan araştırmalara göre bu tür olaylar daha çok kimsenin tam olarak bilgi alamadığı yurtlarda meydana gelmektedir. İnsanlık tarihinin en büyük suçlularından olan paralı faşistlerin ( sözde öğretmenlerin ) suç dosyaları kabarmasına rağmen devlet bu faşistlerin yaptıkları zulmün artmasıyla birlikte maaşlarına ve çeşitli giderlerini karşılamaktadır. Çünkü devletin kontrolünü ele geçiren vatan hainleri tarafından verilen emirler hep bu yöndeydi. Devlet sizin arkanızda ! Evet, devlet o katillerin o işkencecilerin o tecavüzcülerin ve o hırsızların hep arkasındaydı. Dün olduğu gibi bugünde arkasında. Hiçbir zaman yalnız bırakılmadılar. Üstüne üstlük yaptıkları suçlar arttıkça aldıkları maaşlarda artmıştır. Devlet sadece tarihi kan kokan öğretmenlik mesleği için bütçesinin dörtte birlik kısmını ayırmaktadır. Bununla beraber eğitim için % 100 vergi indirimi aldatmacasıyla öğretmenlik suçunun ispatlanmasının azaltılması için ve meşrulaştırılması için bir dizi çalışmalarda bulunmuştur. Bu sayede okul yaptıran bölge sakini işadamlarının tanıdıklarından oluşan okul yönetimiyle bölgede tartışılmaz güven kazanacaktır. Öyle ki bu güven öğrencilere yapılan zulmü gölgede bırakacaktır. Bunun yanında işadamlarının verdiği vergiyle yatırım yapıp işçi istihdam etmek yerine birkaç işadamının refahı için milyonlarca işsiz öğrencinin temelleri atılmaktadır. Devlet bütün planlarında olduğu gibi bu planında da bilinçli olarak öğrencilere düşmanlığını kusmaktadır. Üniversitelerdeki duruma gelince ; medyaya yansıyan sokak ortasındaki işkence görüntüleri ve işbirlikçi rektörlerle birlikte kampüslerin içlerine kadar yapılan işkenceler faşizmin gölgesini ispatlamaktadır. Har(a)ç paraları ve çeşitli isimler altında yapılan hırsızlıklar faşist sermaye devleti tarafından bir iktisat politikası olarak belirlemiştir. Liberalizmin sömürdüğü gençlik tüketici, kanlı devlet ise üretici firma. Üniversitelerde sözde profesörlerin ve öğretim üyelerinin hepsi empoze çalışmalarına devam etmekte ve bu çalışmalarıyla hiçbir özgür fikir üretememektedirler. Bu işbirlikçi ve maaşlı bilim adamları sadece hortumcuların avukatlığını yapmaktadırlar. Liberalizmin avukatları olarak ta niteleyebileceğimiz bu öğretim üyeleri düşünmeyi, muhakeme etmeyi ve soru sormayı yasaklar biçimde eğitim sistemi geliştirerek sen düşünme! Adam Smith düşündü. Sen muhakeme etme David Ricardo etti ! zihniyetiyle her şeyin çözümünün liberal ekonomi olarak bulunduğu mesajıyla insanları tek tipleştirmeye ve sıradanlaştırıp hiçbir ideal sahibi olmayan pasif insanlar yetiştirme peşindeler. İlkokuldaki standart üniversitede de maalesef mevcuttur.Bu kadar suç dosyası kabarık faşistlerin tabii ki yok edilmesi gerekmektedir. Tabii ki bu tür meslekler kaldırılmalıdır. Bu tür mesleklerin varlığı devletin halkına yaptığı zulmünün artış eğilimini gösterir. Buraya kadar eğitim sistemi içindeki sorunları ve oynanan oyunları belirttik. Şimdi de bunun bir çözümü olduğunu ve alternatiflerin çeşitliliğini belirteceğiz. * Binalar içinde ve devam zorunluluğu olan eğitim kaldırılmalı yerine her öğrencinin kendilerine devlet tarafından tahsis edilen bilgisayarlarla ve internetle sesli ve görüntülü eğitime geçilmesi gerekmektedir. Bu yolla hem öğrenciler kendi istedikleri saatlerde öğrenim görecekler hem de faşist ideolojilerin peşine takılıp çeşitli işkencelere ve hırsızlıklara maruz kalmayacaklar. * Sınavlar internet ortamında belirli saatlerde olacaktır. Böylece ezberci sistemin o karanlık fikirleri öğrencilerin önüne serilen boş kağıtlar yoluyla dayatılmayacak. Bu nedir? Bunun maddelerini sıralayın? Gibi despotça sorular sorulamayacaktır. Son derece teorik bilgilere dayalı mantıklı ve fikri sorular sorulacaktır. * Devam zorunluluğu gibi sosyal faşizm dayatması ortadan kaldırılmış olacaktır. Öğrenci toplumla daha fazla ilişkide olacaktır. Okul denilen faşizmin esir kampları dikenli tellerle çevrilmiştir. Buralarda öğrenci kendi sınıfında kendi ders programını tayin edememektedir. Öğretmen denilen paralı faşistler tarafından dikta edilen sosyal korku ve empoze edilen en yararsız bilgiler bu okullarda verilmektedir. Hiçbir öğrenci okullara gitmek istemez. Bir öğrenciye sen evde otur biz sana diplomanı vereceğiz deseler bütün öğrenciler topluca kabul eder. Çünkü okullardan alacakları hiçbir şey yoktur. Bu yüzden okuldaki ezberci sistemin kaldırılması için birçok çalışma yapılmıştır. Fakat hiçbiri başarılı olamamıştır. Olmalarına da imkan yoktur. Çünkü nasıl bir eğitim sistemi belirlerseniz belirleyin eğitim tahtada olacaktır. Bu tahtanın yanı başında da bir paralı faşist. Bu yüzden bu çözüm önerilerinin hepsi kabul edilmek zorundadır. Bu öneriler birçok ülkede uygulanmaya başlanmıştır bile. Almanya, İspanya, Amerika, İngiltere ve Avustralyada uygulanmaktadır. Türkiyede de birkaç üniversitelerde uygulanmaktadır. Hatta birçok özel okulda bu yönde eğitim hız kazanmıştır. Tam olarak serbestleşmese bile kısmen serbest dersler ve öğrenim görülmektedir. Hatta birçok ulusal gazete, radyo ve televizyon bu konuda çalışmalar yapmıştır. Birçok gazete belgeselleri, dersleri ve diğer kültürel öğretileri CD,VCD ve DVD yoluyla yayınlamakta ve son derece başarılı olmaktadır. Görsel eğitim, sesli eğitim ve örnekli eğitim sıfır hatayla öğretilmektedir. Dahası öğrenci istediği gibi öğrenim öğrenebilmektedir. Tamamen serbesttir. Öğrencilerin öğrenim kontrolü kendi ebeveynleri tarafından yapılmaktadır ki buna pek gerek kalmamaktadır. Çünkü belirli günlerde yapılacak olan imtihanlar ve ödevler öğrencinin kendisini şartlandırması için yeterlidir. Eğitim konusunda bu köklü değişikler mutlak suretle yapılmalıdır. İmtihanlarda alınan sonuçlar ezberci sistemin ne derece berbatlaştığını, yaptırılan angaryalar ve işkenceler aynı sistemin ne derece kokuştuğunu göstermektedir. Dünya sanayi toplumlarından bilgi toplumlarına hatta uzay toplumlarına geçerken bu konuda Türk Milleti olarak sessiz kalamayız. Eğitim bir milletin kalbidir. Bu yüzden araştırmalara ses vermeliyiz. Fakat Türkiyenin birçok okulunda ne bilgisayar var ne de elektrik. Köylerimizin çoğunda elektrik ve su gibi ana ihtiyaçlar yok. Bu yüzden bu özgür gençlik projeleri devletçi bir ekonomiyle başarılı olabilecektir. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Köy Enstitülerindeki özgürlük ortamı yeniden sağlanıp fikir adamları yetişmemiz gerekmektedir. Mustafa Kemal ****** de başöğretmendi. Sosyal faşizmden çok kez yararlanmıştır. Burjuva Demokrasisi kurarak ezilen sınıfları daha cumhuriyetin ilk yıllarında belirlemiştir. TKPyi kendi kurdurup kendi kapattırmıştır. Kendisinden başka hiçbir fikrin yaşamasına izin vermemiştir. Kısaca Türk Eğitim Sistemi Kemalizmden de yararlanamaz. 1920li yılların kafasıyla 2000li yılları karşılayamayız. Fakat şunu da unutmamak gerekir ki Kemalizm emperyalizme karşı bir tepkidir. Bu konuda bir çok atılım yapılmıştır. Köy enstitüsü de bunlardan sayılabilir. Biz ezilmiş halkların gençliği olarak artık özgür olmak istiyoruz. Özgürce eğitim sistemi içinde yetişen nesiller rasyonel olabilecektir. Bu sayede ezilen halklar kendi ideolojisine sahip çıkabilecektir. İnternet ve teknoloji Türkiyede birçok komünist tarafından pek sıcak karşılanmamaktadır. Fakat birçok komünist yine bu platformda buluşup komünizmle tanışmıştır. İnternet, medya ve teknoloji hayatımızın her alanına girmiştir. Bundan kaçmak yerine bunu lehimize çevirebiliriz. Artık nerdeyse bütün gençlik cep telefonu kullanmaktadır. Bütün gençlik internette istediği bütün bilgilere ulaşmakta ve özgürce fikirlerini açıklayabilmektedir. İnternette yayınlanan bu yazı bile sokakta basın açıklamasıyla yapılmaya kalkışılsa geçirilmeyeceğimiz işkence tezgahları açılmayacak soruşturma ve yapılmayacak insanlık dışı muamele kalmaz. Günümüz şartlarına göre özgürlük getiren bütün yolları kullanmak zorundayız. Zaten bu önerilerden başka hiçbir yol eğitimi üst seviyelere çıkartamaz.

Durumun dehşetliğini kavramaya başlayan Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda girişimlere az da olsa başlamıştır. Fakat bunlar hep ütopya olarak kalmıştır. Çünkü sosyal faşizmin şubeleri olan okullarda ve üniversitelerdeki sürenin uzatılması ve zorlaştırılması aldıkları emirleri yerine getirmek için kullanılan projelerdir. Bu sayede eğitim masraflarını kısma, dershane işbirlikçilerine pay çıkarma ve işkence, talan, angarya ve hırsızlık suçlarını işlemede büyük bir yol kat etmiş olacaklar. Hem sosyal faşizmden kurtulmak hem de bilgiye aç olan beyinlerimizin ezberci sistemden kurtulması için bu yola başvurmak zorundayız. Bu ya Milli Eğitim Bakanlığı tarafından legal yolla yapılır ya da öğrencilerin yapacağı ihtilal hareketiyle illegal yollardan yapılacaktır. Çünkü herkes öğrenci olmuştur, olacaktır ve olmak zorundadır.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz